Ses Kısıklığı 

Seyrinin ve tedavisinin belirgin olarak farklı olması nedeniyle, öncelikle akut ve kronik ses kısıklığının ayırt edilmesi önemlidir.

1- Ses kısıklığının sık rastlanan nedenleri: Enfeksiyöz larenjit (viral, bakteriyel, tüberküloz, difterik, fungal)
2- Ses kısıklığının unutulmaması gereken daha nadir nedenleri: Larinks papillomatozu, Larinks kanseri, Şarkıcı nodülü, Epiglotit Ses teli felci
3- Ses kısıklığının diğer nedeni: Hipotiroidi
4- Öykü: Ses kısıklığının boğaz ağrısını izlemesi veya nezle, hafif ateş yükselmesi, öksürük gibi gribal semptomlarla birlikte olması durumunda viral larenjit tanısı olasıdır. Bu durumda, özellikle hastanın düşkün görünmesi, yüksek ateşi olması, eşlik eden gribal semptomlarının olmayışı, nefes darlığından yakınması veya aniden gelişen boğaz ağrısı tanımlaması durumunda epiglotit de akla getirilmelidir. Kronik ses kısıklığı anamnezi, direkt olarak larinks veya rekürren laringeal siniri tutan yapısal veya neoplastik etyolojiyi düşündürmelidir. Kronik ses kısıldığı olan hastalarda hipotiroidi de akla gelmelidir; tiroid hormonu eksikliğinin anamnezdeki diğer bulguları araştırılmalıdır.
5- Fizik muayene: Farinksi etkileyen eritem veya eksüda, infeksiyöz larenjit veya epiglotiti düşündürür; istemsiz kilo kaybı, iştahsızlık ve sigara alışkanlığı hikayesi larinks kanserini düşündürür. Kuru cilt, ince saçlar ve derin tendon reflekslerinin gevşeme fazında gecikme hipotiroidiyi akla getirmelidir; bu hastaların ses tellerinde meydana gelen miksödematöz değişiklikler ses kısıldığına yol açar.
6- Tanı testleri: Pek çok hastada enfeksiyon hastalıklarının bakteriyelden çok viral etyolojili olmasına rağmen, boğaz kültürü bakteriyel kökenli ses kısıklığı olan hastaları ortaya çıkaracaktır. Boynun lateral yumuşak doku radyografileri akut epiglotiti olan hastalarda ödematöz, genişlemiş epiglotiti gösterecektir; ayrıca yüksek serum tiroid stimüle edici hormon düzeyleri hipotiroid hastanın tanınmasında faydalıdır. Ses teli polipleri, farinks veya larinksin skuamöz hücreli karsinomu ve bir veya her iki ses telinin felci direkt yahut indirekt laringoskopiyle saptanabilir. Apikal lordotik göğüs grafileri ve toraks BT veya MR görüntülemeleri, rekürren laringeal siniri tutan yapısal veya kompresif lezyonların tanısında kullanılabilir. Hipotiroidizmden şüpheleniliyorsa TSH görülmelidir.
7-Klinik hatırlatmalar
A. Akut epiglotit şüphesi olan hastanın farinksini dikkatle muayene etmeyiniz; genişlemiş epiglotu saptamak yahut dışlamak için önce boynun lateral grafîlerini çekiniz.
B. Klinik açıdan endike ise, subakut veya kronik ses kısıklığı olan hastada rekürren larinks sinirine bası yapan neoplastik bir olayın varlığını dışlamak için akciğer apexleri ve mediastinuma yönelik uygun radyolojik incelemeler yapılmalıdır.
8- Spesifik hastalıklar
A. Enfeksiyöz Larenjit: Enfeksiyöz larenjitler arasında en sık rastlananı viral larenjittir. Respiratuar sinsisyal virüs ve adenovirüs en sık neden olan etkenlerdir; ses kısıklığından önce nezle, ateş, sulu burun akıntısı, öksürük ve aksırık gibi semptomlar görülür. Tedavi semptomatik olup antipiretik ajanlar ile öksürük kesicilerin kullanılır ve sigara içenlerde en azından akut infeksiyon süresince tütün kullanımının kesilmesi istenir.
Difteri, günümüzde enfeksiyöz larenjitin az rastlanan bir nedeni olmakla birlikte, ne stafilokoksik ne de enfeksiyöz mononükleoza bağlı farenjit birlikte larenjite yol açtığından, eksüdatif farenjit ve ses kısıklığı olan hastalarda akla getirilmelidir. Kandida larenjiti, larinksi etkileyen en sık fungal enfeksiyon olup genellikle pamukçuk ve özofagus kandidiyazı olan hastalarda görülmektedir. Haemophilus influetızae epiglotite yol açan en sık bakteriyel etkendir ve yapıların yakınlığı nedeniyle kolaylıkla birlikte larenjit tablosu da oluşturabilir. Çocuklardaki boğmaca sendromunda az çok ses kısıklığı bulunur, yine de akut epiglotitin varlığını dışlamak için lateral boyun grafileri çekilmelidir.
B. Larinks papillomatozu: Ses telleri üzerinde multipl, saplı, etsi yapıların oluşumuna yol açan viral bir hastalıktır. Lezyonlar kolaylıkla çıkarılabilmekle birlikte genellikle nüksetme eğilimindedir. Çocukların bu hastalık açısından en riskli grubu oluşturmalarına rağmen, püberteden sonra nüksler nadirdir.
C. Şarkıcı nodülü: Seslerini fazla kullanan kişiler (örneğin, opera sanatçıları, politikacılar) tek ve sert bir ses teli nodülü gelişimine eğilimlidirler. Erken tanı konması durumunda nodüller ses kullanımının azaltılmasına özen gösterilmesiyle gerileyebilir; ancak nodül sertleştikçe cerrahi olarak çıkarılması gerekir.
D. Larinks kanseri: Sigara içen kişiler ve alkolikler, lezyonları sadece ses telinin içinde yeralan (intrensek) veya ses telinin ötesine uzanan (ekstrensek) larinks kanseri gelişimi açısından en yüksek risk grubunu oluştururlar. İntrensek larinks kanseri, sıklıkla erken ve genellikle sinsi ses kısıklığı gelişimiyle ortaya çıkar; bu semptom hastalığın ekstrensek formlarında genellikle geç dönemde görülür. Direkt laringoskopiyle tanı konduktan sonra radyasyon, cerrahi müdahale ve kemoterapi gibi çeşitli tedavi protokolleri uygulanabilir.
E. Epiglotit
F. Ses teli felci: Gerek mediasten tümörleri gerekse geniş bir çıkan aort anevrizması rekürren larinks sinirine bası yaparak kısmi ses teli felcine neden olabilir. Postdifteritik nörit ve polyomiyelit de direkt sinir tutulumu yoluyla ses teli felci oluşturabilir. Cerrahi travma (özellikle tiroidektomiden sonra), postoperatif stridor tablosuyla kendini gösteren rekürren larinks siniri yaralanmasına neden olabilir.
G. Hipotiroidi


Rastgele Bir Soru Getir
Rastgele Bir Terim Getir